Zeugma şu soruyu sordurdu bana: acaba zenginliklerimizi, yoksunluklarımızla eşit bir biçimde görmemiz mümkün mü? Acaba, şikayetçi olduğumuz şeyler kadar, bu ülkede bulunan hazineleri görmemiz mümkün mü? Kucaklamak mümkün mü? Olanla beraber devam etmek mümkün mü? Her gün, ülkeyi terk eden yeni bir arkadaştan haber almak ne kadar zorsa, bu mümkün mü diye sorduğum şeyleri yapmak da bir o kadar zor, farkındayım. Ama ben bu 1 Ekim’le beraber, olanla akmaya niyetliyim. Olanın içinden, yeniden ve yeniden doğurmaya, elimdeki bilgi ve deneyimi, elimden geldiğince ihtiyaç sahipleri ile paylaşmaya niyetliyim. Yol, hiçbir zaman bilinmez. Kimi nereye götürür, nereden nereye getirir. Sanki önemli olan, üretmeye devam etmektir, değil mi? İşte Zeugma’daki mozaikler bana, içinde bulunduğum kültürün zenginliklerinin sadece şu zamanın yoksunlukları ile ölcülemeyecek kadar büyük olduğunu bir kere daha hatırlattı.