YOGA NEDİR / NE DEĞİLDİR: NAİF BİR DENEME

Pratik etmeye başladığım gün itibariyle hayatımda müthiş dönüşümlere yol açmış olan yoganın son zamanlarda bir çeşit akrobasiye dönüşmüş olması beni düşündürüyor. Etrafta dolanan onlarca akrobatik/mekanik fotoğraf yoga hakkında hiçbir fikri olmayan kişilere oldukça yanlış izlenimler veriyor. Bunlardan en çok öne çıkanı: “ben esnek değilim, estetik bir vücuda da sahip değilim, o pozların hiçbirini yapmam” cümlesi oluyor. Bu yaklaşım ne yazık ki, bir çok insanın, yogayı aslolan gerçekliğinden çok uzak bir yere konumlandırmasına sebep oluyor. Dolayısıyla, bu yanlış konumlandırma, kişilerin yogayı ezoterik bir şey olarak tanımlamasına, bağ kuramayıp, anlayış geliştirememesine sebep oluyor. 

Bu kısa deneme bu yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırmak için naif bir çabadır.  Zira, yoganın ne olduğunu, okuyarak değil deneyimleyerek anlamak çok daha doğru olacaktır. 

O anlamda bu yazı, açık bir davet olarak da okunabilir. 

Daveti daha detaylı bir şekilde anlatmadan evvel yoganın ne olduğunu elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım.

Yoga kelimesi Sanskritçe’de “birleştirmek” anlamına gelen yuj kökünden türemiştir. Yoga“bütünleşmek” anlamına gelir. Peki bütünleşen nedir?

Bu bütünleşmeyi anlatabilmem için, öncelikle, pratik ettiğim Hatha Yoga’nın ne olduğundan bahsetmem gerekiyor. Hatha Yoga, Raja Yoga’nın bir koludur ve de fiziksel duruşlar yani asanalar ile nefesi buluşturan kadim bir öğretidir. Bu öğretinin kurucusu 15. yy’da Hindistan’da yaşamış olan yogi Swatmarama’dır. Swatmarama Hatha Yoga Pradipika olarak isimlendirdiği kitabında Hatha Yoga’nın nasıl bir pratik olduğunu anlatmıştır. Bu kitapta, yoganın nasıl bir ortamda yapılması gerektiğinden tutun, pozların bedene ve ruha olan faydalarına, nefes alma tekniklerine kadar birçok noktaya değinir. 

Bu kitaba göre, Hatha Yoga, pratik edilen asanalar (fiziksel duruşlar, pozlar) aracılığıyla kişiyi Raja Yoga’ya hazırlar. Raja Yoga ise, yoganın en üst hali, yani samadhi (derin meditasyon, doğru konsantrasyon) olarak tanımlanır. Bu demek oluyor ki, pratik ettiğimiz asanalar bizleri sadece derin meditasyona hazırlıyor. Hal böyle olunca, asanaların amaç değil sadece birer araç olduğunu söyleyebiliriz. Bütünleşme kelimesi de tam olarak burada devreye giriyor. İnsan bedenin, ruhunun ve zihninin bütünleşmesini, bir olmasını ve hakikati kucaklamasını sağlayan bu pratiğin dönüştürücü etkilerini deneyimleyebilmek için öncelikle çok duyarlı bir öğrenci olmak gerekiyor. Öğrencilik ise sadece yoga matının üstünde kalmıyor, bu pratiğin kendisi, gündelik hayatta, nefes alıp verilen her anda size ışık tutuyor. Beden aracılığıyla zihin sakinlerken, insanlık daha hassas, daha dürüst, daha samimi ve sevgi dolu bir yere doğru evriliyor. Bu cümleler tamamen kendi yaşadığım sürecin bana söylettikleri.

Pratiğim, “şu anda gerçekten ne oluyor?” sorusunu tekrar tekrar sormama sebep olurken, hayat dürüst olmaktan başka yapabileceğim bir şey olmadığını gösteriyor bana. Dürüst olduğum her an, her şey netleşirken, hayatı tüm coşkusuyla kucaklıyorum. Her sabah, gözümü güne, güneşe açtığım her gün bir olasılıklar bütünü olarak çıkıveriyor karşıma.

Ve elbette bütün bunlar olurken, hakikati kucaklayabilmek derin bir cesaret ve odak gerektiriyor ilk etapta. İşte o noktada bedenimin girip çıktığı haller, asanalar, değişimi, değişkenliği kucaklamayı da öğretiyor bana. Sabah düşündüğüm bir şey, öğlen, başka, akşam bambaşka bir şeye dönüşebiliyorsa ben nasıl tutunabilirim ki düşücelerime?

Tutunabileceğimiz tek şeyin hakikatin kendisi olduğu bilgisi içime düştüğü günden, andan beri, hayat bambaşka. 

Bu deneyimi benimle yaşamak isteyen kişilere mini stüdyom “yoga lala” hep açık. 

90 dakika süren pratiğimizin ilk bölümü asanalar, ikinci bölümü meditasyon ve nefes çalışmaları, son bölümü ise masaj ve reiki oluyor. Siz şavasanadayken (sırt üstü hareketsiz uzandığınız son dinlenme pozu) ben sizin alnınıza, boynunuza, omuzlarınıza dokunarak minik bir masaj ve reiki uygulaması yapıyorum Hindistan’dan getirdiğim yağlarla. 

Ve güzel bir haber, 18 Mart Cuma günü itibariyle her Cuma 14:30’da Cihangir Yoga’da derslerim olacak. Bu derslere zaman zaman şifalı sesiyle söylediği mantralarıyla sevgili arkadaşım Billur Güventürk de katılacak. 

Ders vermek diye tanımlanıyor ama benim için ders vermek, vermekten çok almak anlamına geliyor. Öğretme halinin, bana öğrettiklerini anlatmam imkansız.

İnsanın insana temas etmesi kadar müthiş bir şey yok. 

Işık tuttuğum herkes bana bir ışık oluyor. 

Teşekkür ediyorum evrene.