Çocuktum. İlkokul zamanları. Anlam veremezdim: neden vardı sokak çocukları? Onları her gördüğümde okul çıkışında, minik kalbimde kocaman duygular uyanırdı, sorgulardım. Cebimde, elimde ne varsa verirdim, bir çikolata mesela bazen yiyemeyip cebimde sakladığım. Bugün Cihangir’de otururken yine o anlara ışınlandım. Artık çocuk değilim, kalbimse çok şükür hala büyük, hayatta nefes alabilmek, devam edebilmek için, ne kadar daha genişletip büyütebilirim kalbimi bunun araştırmasındayım. Ama bu akşam gibi, bazen çaresiz hissediyorum. Minik Sitra gibi büyük kalplerle karşılaşınca sanki seneler geçmiş, ben büyümüşüm ama bazı şeyler bu coğrafyada hiç değişmezmiş gibi. Çocuklar yine sokaklarda ellerinde mendillerle. Yaptığım resme bakıp büyülenmiş gözlerle “ben de evde şunu çiziyorum” dedi. Elleriyle bana çizdi; aradığı “yıldız” kelimesiydi. Kalemimi verdim, itinayla bir yıldız çizdi ve gülümsedi. Üstüne adını yazmak istedi. Eridim. Kalbimde Sitra’yla eve geldim. Sitra’nın Bahrain’de bir ada olduğunu öğrendim. Sitra’nın yaşamında bir ada olarak tek başına kalmaması için dua ettim. Minik elleriyle defterime çizdiği yıldızın kendisi gibi parlaması için şans diledim, Sitra’ya ve tüm sokak çocuklarına.