Ev- Müze- Stüdyo // Stüdyo- Ev- Müze // Müze- Stüdyo- Ev

Bir üçgen içinde yaşıyorum. 

Ya da daire. 

Ortasında ben. 

İçinde ben.

Dışında ben.  

Birkaç saat sonra beş yıldır öğrencilik ettiğim stüdyoda, hocalık edeceğim güzel insanlara. İçim pır pır, hatırlıyorum bundan üç sene öncesini. İlk stüdyo deneyimimi, kelebeklenmelerimi, kalbimin ritmini. Bu sefer biraz daha sakin, ama pır pırlığım yerli yerinde. Sanırım o pır pırlık insanı öğrencilikte tutan en nihayetinde. 

Bugün günlerden 18 Mart Cuma.  Yıl 2016.

Ülkemde bomba alarmları, içimde binbir türlü his.

Bir üçgenin içinde.

Bir dairenin içinde. 

Yaşıyorum. 

Çok kalabalıklara çok yakın.

Tek bir şey beni tutuyor burda. 

İşte bu üçgen, bu daire. 

Onca insan. 

Onca göz göze gelme. 

Onca kalp kalbe bakma.

 

Ve bir bakıyorum, nerede ne yaparsam yapayım, insanlarla çevriliyim.  Ya ben onları dinliyorum, ya da onlar beni.

Hep bir dinleme hali. Ve soruyorum kendime. İnsanları neden bu kadar çok seviyorum diye. 

Bu bana küçükken kurduğum bir cümleyi hatırlatıyor, ve annemin ayrılan gözlerini. 

Yaşım takriben 6-7. 

“Anne, ben bu dünyadaki herkesi seviyorum; tanımadıklarımı bile” dedim.

Ah ne güzel. Ne müthiş bir his. Unutmuştum.

Geri geldi. 

Yoga beni bana getirdi.

Nefes bana tanımadıklarımı bilme sevme gücümü hatırlattı.

Hayat bana sarıldı. 

Ve bugün bu cümleden uzunca bir süre sonra fark ediyorum ki, yaşım değişirken bazı öz kaynaklar değişmiyor. 

Bugün bunu dünyaya söyleyebilme gücüm var.

Dünya, ben seni çok seviyorum.

Bu dünyadaki herkesi seviyorum; tanımadıklarımı bile!

Yıllar geçerken, kalbimin önünün ve arkasının yumuşak kalabilmesi için sevmeye devam ediyorum. 

Sevdikçe yumuşuyorum. 

Derim, saçlarım, kalbim. 

Peki yogayı neden sadece pratik etmiyorum da aynı zamanda öğretiyorum? Çünkü her bir insanda kendimi buluyorum. Ben’in sen’in olmadığı yerlere doğru yol alıyorum. 

Yolculuk çok özgürleştirici. Bugün hocalık yolculuğumda Zeyneb Uras’in, Chris Chavez’in, Şeyma Özcan’ın ve tüm Cihangir Yoga hocalarının tuttukları ışıkla, kendimi yeni bir alana taşıyorum. Cihangir Yoga’ya. Şeyma tüm güzel enerjisiyle mentorüm. Tüm sıcaklığıyla sarıyor beni, güven veriyor. Heyecanla bekliyorum dersime gelmesini haftaya!

Bu stüdyoda geçirdiğim beş yıl içinde, o kadar farklı ruh halleriyle uzandım ki o mata. 

Ve bugün yepyeni bir halle, yine gideceğim, bu sefer karşımda atan kalpler olacak, aralarında yürüyüp onların yolculuğuna da ben ışık tutmaya çalışacağım. 

Mini stüdyom, Yoga Lala’da sürdürdüğüm hocalık serüvenimi, stüdyoya taşımak beni çok heyecanlandırıyor. 

İnsan. 

Ah insan.

Bana neler öğretiyorsun.

Her bir kişinin, “ben”im başka yüzlerim olduğunu hissetmek ne yüce! 

“Her insanda insanlığın tüm halleri vardır” der Montaigne. 

Ah insan.

İyi ki varsın.

İyi ki varız.

Üçgenin,

Dairenin içinde,

nefes alıp vermeme,

gidip gelmeme,

üretmeme,

insanlığın halleri ile kucaklaşmama,

ışığıma,

hayallerime,

olanak sağlayan herkese ve her şeye teşekkür ediyorum.

Sen de sunsana teşekkürlerini.

Sarılsana kendine.

İnsan olmak kolay meziyet değil.

Olabiliyorsan ne şahane! Hep beraber insan olabilmek // kalabilmek dileklerimle!

Hüsne