Bir güne ne kadar çok şey sığıyor ey tanrım. Dün gece yatağıma uzanırken, yarın ola hayrola demiştim. Sabah uyanınca bakarım ne haldeyim, ona göre hareket ederim derken rüyamda depremler, fırtınalar, ters akan kurbağalı dereler gördüm. Derken saat 7:00'da cin gibi ayaktaydım. Kaptım bir muzu yedim bi güzel , giyindim ve düştüm yola kırmızı ekoseli örtümle. Vapura bindiğimde Şehr-i İstanbul'un üstünde bulutlardan bir şehir daha kurulmuştu.

Sanki gerçekten buluttan bir şehir daha vardı yaşadığım şehrin üstünde, gülümsedim, bir kaç kare çektim indim ve bu sefer bindim bir sarı dolmuşa. İstikamet Caddesbostan sahili, heyecan dorukta, çünkü Elçin'le yin yoga var yolculuğun sonunda. Tam kurbağalı dereden geciyorduk ki bir baktım şöförümüz mantralar çalıyor, tamam dedim tüm evren tüm güçler birleşti sahilde yoga yapmam, oraya huzur içinde ulaşabilmem için!

Elçin'in aşık olduğu, her mevsimde değişen hallerini takip ettiği bir ağaç var. Bir çeşit çam.

Topladı bizi altına, bulutlar ve güneş tepemizde, eski ruhlar kökü bol varlıklar, ağaçlar çevremizde basladık dersimize. Elçin yin yoga hocalık eğitimi sebebiyle hocalığını pratik etmek üzere herkese açık dersler düzenliyor, sehrin bir cennet kosesinde hem de! Kaçar mı bu fırsat dedim, o minnos sarışının içinden nasıl bir yin , nasıl bir hocalık cıkacak, neler öğreneceğim, ondan da çok neler hissedeceğim diye heyecanlı bir halde serdim örtümü çimlerin üstüne ve basladı dersimiz.

Tatlı sesiyle Elçin bizleri önce pozlara davet etti, sonra izin verdi içlerinde kalmamıza sessizce varlığını belirgin ederken. Koca parkın içinde sanki bir alanımız olmuştu, o alanı tutan Elçin, içinde binbir yolculuğa çıkan bizlerle! Ders bittiğinde, tacım açılmış göğe, köklerim iyice derinleşmiş toprağın üstünde, hemhal olmuş, yerle yekpare olmuş bedenimin hafifliğiyle teşekkür ettim Elçin’e böyle bir olanak sağladığı için hepimize! Ve bir de ne göreyim, ögrencileri acıkır diye minik atıştırmalıklar getirmiş cömert ruh, onları da bir güzel hüpledim teşekkürlerimle. 

Gün yeni başlamıştı zira, Elçin'i de kaptım beraber gittik Ekin ile kahvaltı etmeye. Zeyneb Uras ile kol dengeleri calışmasından önce, minik bir mola. Bir yemek, biraz sohbet. Sonra da bir güzel tekrar çimlere serilmece. 

Ardından saat artık üçü gösterdiğinde bu sefer farklı bir heyecanla Elçin ile vedalaşıp Ekin ile mat komşusu olduğum eğitime doğru yol almaktaydım. Zeyneb hocam yine tüm ışığı ve asaletiyle bize farkındalıktan bahsetti. Seneler evvel Ekin ile Üsküdar’daki evimde yaptığım ders geldi aklıma. Ekin'in ilk yoga dersi, benim ilk hocalık deneyimlerim. Ve bugün burada matlarımız yan yana, keşfe çıkmışız dengemizi, saf benliğimizi ve paylaşır olmuşuz yoga pratiğimizi.

Zeyneb hocamın bugünkü atölyesinde aslında bir süredir düşündüğüm ve hissettiğim bir konu çıktı karşıma: çok fazla tutunmadan, bıraka bıraka gel ileri seviye pratiğine dedi. nedir araçların, nedir yolculuğun, nedir niyetin diye baslayan 2.5 saatlik derste, kollarımızın üstünde girdik bir dengeden diğerine. Farkındalığa yönlenen dikkatimizin ışığında bu dengeyi hayatın tüm alanlarına yansıtmaya niyet ettim ben de. Ve teşekkür ettim kendisine, yine bir takım noktaların birbirleriyle birleşmesine olanak sağladığı için, bütün bu birleşmeye ışık tuttuğu icin.

Ve yine bir ara vakti geldi. Zeyneb Uras'tan sonra Defne Suman'dan önce , ortada tam 1 saat. Kalktı şefim geldi ziyaretime, biraz sohbet biraz kahkaha derken olmuştu bile saat sekiz. 

Sırada, Defne Suman ile yoga tarihi! Yaşasın önce Godfrey, sonra Rumen ve derken Defne Suman! Tanımak istediğim bu güzel insanları iki ayin icinde ard arda tanımış olmanın verdigi tarif edilemez mutluluğu ile gülümsedim. 

Defne, aparigraha'dan bahsetti. Beş yamanın sonuncusu: hırssız yaşamak. 

Ve bu buluşmada konuşulan şeyleri içimizde tutabilir miyiz acaba diye sordu, paylaşma, aktarma, kaydetme, tutma, saklama hırsı olmadan.  O yüzden ben de Defne ile buluşmam hakkında pek bir şey söylemeyeceğim bugün. Sadece "kendi tarihini bilmeyen cocuk kalacaktır" diyen Cicero'nun dediği doğru çıkmasın diye yoganın, pratik ettiğimiz bu müthiş öğretinin nerden geldigini öğrenmek icin orada toplanmış bir grup şanslı insandık işte.

İyi ki de toplanmıştık. Kalbimizde Defne'nin sıcak ve samimi varlığı, kulaklarımızda gecmisten hikayeler, nefeslerimizde bugun, su an, su saniye. 

Ve bu mucizeli günün ardından yine bir vapurdayım. Artık bulutlar yok, küçülen bir ay var göklerde. İyi ki uyanmışım da halim hadi yaşa, hadi git kavuş demiş, Elçin'e de Ekin'e de toprağa da , dengeye de tarihe de kavuşmuş karışmışım.