Çıkmayacaktık o büyük evlerimizden. O koca köşklerden, müstakil evlerimiz, bahçelerimizden. Bu kadar yabancılaşmayacaktık büyüklerimize, atalarımıza. Yanlarında olamayacak kadar meşgul olmayacaktık, modernizmin akıcı ve geçiciliğinin peşinden gidip, unutmayacaktık geldiğimiz yeri.

Kabul edebilecektik böylece, yaşlanmalarını da, hafızaları dahi silince, sıcakça ellerinden tutup, burdayız merak etme, sen bizler bir şey hatırlamaz anlamazken nasıl elimizituttuysan biz de şimdi senin elini tutuyoruz diyebilecektik o zaman. Kabul edebilecektik olanı, gerginleşmeden, sinirlenmeden, o büyük atamızın kendini kaybedişine tanıklık ederken. Güvenebilecektik o zaman hayata. Ne olursa olsun yaşamın tüm döngülerinin önünde saygı ile eğilebilecektik. Kabul edebilecektik. Ne var ne yoksa, canımızı yaksa da. Hıçkırıklara boğulmuş yazılar yazmayacaktık o zaman. Büyük pişmanlıklar yaşamayacaktık, kaydedemedik, kaybettik derken. 

Bütün bunları yazmama sebep olan, BBC’de çalışan bir arkadaşımın bu akşam bana yazdıkları oldu. Hüsne dedi, yeni bir projemiz var ilham veren kadınlarla röportaj yapacağız. Aklıma ilk gelen babaannen oldu. Ne kadar ilham vermişti bana hikayesini fısıldadığında. Acaba videosunu çekebilir miyiz dedi, bize hikayesini anlatsa. Ah dedim babaannem. Atam, geldiğim yer, kendini yok ediyor, neden daha önce gelmedin, neden biraz zaman önce değil de ŞU AN. Gitti babaannem, bedenen burda, sildi hepsini, siliyor her gün binbir rengini, yaşadıklarını belki de o yüzden her birimize anlattı onca kez, unutacağını bildiğinden olsa gerek. Ve o an içinde birden bire kabul etmediğimi, inkar ettiğimi, ötelediğimi, düşünmemek için kendimi başka başka şeylere verdiğimi fark ettim. Uzaktayım, uzağındayım. Arada bir telefon konuşması yapıyoruz, hayır babaanne Topkapı müzesinde müdür değilim, hayır babaanne demekten ağlamaya ramak kala kapatıyorum her bir telefonu, kaçıyorum işte bu yüzden aramıyorum. Üzülüyorum çünkü. Dayanamıyorum. Ve bugün arkadaşımın söyledikleri içimden kocaman bir parça kopardı gibi. 

Kabul etme gücünü diliyorum.

Tekrar ediyorum sürekli ki gerçekliğim olsun.

Kabul ediyorum; yaşamın sonsuz döngüsünü. 

Kabul ediyorum atamın kaderini. 

Kabul ediyorum hüznümü. 

Kabul ediyorum pişmanlığımı.

Kabul ediyorum hiçbir şeyin hiç bir zaman aynı olmayacağını.

Kabul ediyorum tutamayacağımı ve bazen de elimden kayıp gideceğini.

Kabul ediyorum bırakmam gerektiğini.

Kabul ediyorum.

Yeniyi.

Yeni halleri ve beraberinde getirdiği her türlü titreşim ve hissi.

Kabul ettiğimiz yerden büyüyebileceğimizi.

Kabul ediyorum.

Hepsini.