İki gündür sadece ellerimle ya da bedenimle yaptığım şeylerde odağım var. Zihinsel her türlü aktivitede duman olup gidiyorum. Sabahları ise geç uyanmak istiyorum. Sabah pratiklerimin yerini akşam pratikleri almış durumda. Rüyalarım bol, hepsini hatırlamasam da. Farklı motifler var tekrar eden. 8 Saniye ve Esra İnal’ın hikayesini izledikten sonra insan rüyalarına bir başka bakıyor bu bir gerçek. Her şeyden her an uyanabilme gücüne sahibiz. Kötü bir rüyadan uyanır gibi yaşamda da durumların içinden uyanabiliriz. Bazen meseleler mitolojideki Sirenler gibi sesleri ile içine çeker ya, onların Sirenler olduğunu fark ettiğin anda da ses kesilir işte öyle bir şey sanırım rüyadan uyanmak da. Şu sıralar izlemedeyim. Yükselişler, inişler, rüyalar, uyanmalar, hepsi olup biterken odakta ve anda kalabilmem için şu sıralar bir nefesim bir de çizgilerim var. Dün akşamki seminerden bu yazılar çizgiler, Kuzgun Acar’ın hikayesini dinlerken benim de parmaklarım raks ettiler.