Annemin ve babamın arkadaşlarının benim arkadaşlarım olmaya başladığı yaşsız dönemler hoş geldiniz! Anne ve babaların da büyüyen insanlar olduklarını, hata yapabileceklerini, bazen çocukları için doğru olarak gördükleri şeylerin, çocukların kendileri için doğru hisler olmayabileceğini anladığım zamanlar hoş geldiniz. Ben denen şeyin, beden denen şeyin varlığını kabul ettiğim, kucakladığım, insanlığı her bir köşesi, her bir karanlığı ve aydınlığıyla kabul ettiğim zamanlar hoş geldiniz. Parçanın bütünden bağımsızlığını, bütünün parçasız olamayacağını hissettiğim zamanlar hoş geldiniz. Hislerimi paylaşan, ilhamımı paylaşan, yarattıklarımın değerinin farkına varmamı sağlayan, tüm seslerini çıkaran, varlığını belirgin eden, dokunan insanlar hoş geldiniz. O bütünün birer parçası da sizlersiniz. Yaratmanın, üretmenin, en iyi bildiğim, bazen yeni öğrendiğim şeyleri yapmaya devam etmenin her şeyden önemli olduğu zamanlar hoş geldiniz. 

Işığımı görmeme, gördüğümü yaşamama, dürüst olmaya, oyunlar oynamamaya beni davet eden bilinç hoş geldiniz. Zamansızlık, genişlik, sonsuzluk, şekilsizlik, değişkenlik, esneklik hoş geldiniz. Açıklık, şeffaflık, anlayış hoş geldiniz. Ve benlik, koşullardan bağımsız öz, doğum anında bedene dönüşen ruh, hep vardın, artık sen de görünür olduğun için, tekrardan hoş geldin.  Beden olmamla gelen acılarım, iyi ki geldiniz ve iyi ki gittiniz. Her biriniz karanlık labirentlerinizde bana muazzam öğretiler verdiniz. Ardınız hep aydınlıktı. Çokça seferden sonra sizi anlayamadığım, sizi suçladığım, kendi sorumluluğumu almadığım için beni affedin. Bugün nereden ve nasıl geldiğinizi, bana ne vereceğinizi, öğretilerinizi izleyebilecek zamanlar geldi. Artık korku yok. Tam ortanızda, durabilecek, kalabilecek, ve geçişinizi izleyebilecek gücü kazandırdınız bana. Teşekkürler. Ne büyük bir bilgiyi içime işlediniz. Nasıl bir yeni yaşam hediye ettiniz, bilemezsiniz.