Neden yazı yazıyorum? sorusu bir süredir aklımda. Dün bir arkadaşım sorunca bir de üstüne, Hüsne yazdıkça yazasın mı geliyor diye, ben de artık kelimelere dökmek zamanı geldi dedim. Geçenlerde Puerto Rico’lu ve aynı zamanda gazeteci olan bir arkadaşımla yazmak eylemi hakkında konuşurken birden dilimden şu cümle çıkıverdi: “ I write to process my experiences and feelings”. Aslında bir çeşit hemhal oluş, deneyimin,hissin, hallerin kendisi ile. Gelip geçerken onca anla dolu yaşamım bazıları birden öne çıkıp konuşuveriyormuş gibi benimle. Hatta şu sıralar deftere dahi yazamaz bir haldeyim, kelimelerin zihnimden geçiş hızı karşısında kalemimle kağıda aktarmak konusunda yavaş kaldığım için, senelerce uzak durduğum klavyede yazmayı tercih eder hale geldim. Halbuki ben değil miydim yazı dediğin kağıda yazılır, kitap dediğin elde tutarak okunur diyen? Her şey gibi bu düşünceler de değişiyor işte. Geçenlerde çok uzun süredir konuşmadığım, pek de iyi tanımadığım bir kişiden naberler ? diye bir mesaj aldım. Konuşma tam olarak şöyle aktı:

  • Naberler?
  • İyilik sağlık sen nasılsın?
  • Ben de iyiyim, nasıl gidiyor hayat?
  • Çok güzel. 
  • Değişmişsin biraz.
  • Hepimiz gibi. 

Değişmişsin biraz, hepimiz gibi. Hangimiz değişmedik ki?

10 sene önceki Hüsne, 8 sene önceki Hüsne, 4 sene önceki Hüsne, bugünkü Hüsne, her biri birbirinden farklı. Bu akşam da işte o farklı zamanlardan bir zaman, üç sene önce tanıyıp da çok sevdiğim ama bir süredir de görmediğim bir arkadaşımla bir araya geldik. Saat altı buçuktu, bir daha baktığımda on buçuk olmuştu. Unutmak istemediğim için konuştuğumuz bazı şeyleri not etmek istedim. Balık hafızamla, unutmam çok olası lakin. 

Görünür olmak ya da görünmez olmak nasıl şeylerdir? Görünmez olunan zamanlarda kökler içeri doğru büyüyüp dallanıp budaklanırken, görünür olma zamanı geldiğinde dışa doğru filiz verir gibidir. Bu an organik bir şekilde geldiğinde deneyimin süzgecinden geçmiş olan bilgiler de yine o organiklikle dışarı ile paylaşılabilir hale gelir. Bazen de bu iki hal hemhal olur, yani kişi içe doğru köklenirken aynı anda dışa doğru da ışık saçabilir, deneyimlerini paylaşabilir ve böylelikle çoğalabilir, büyüyebilir. Evet birkaç zaman önce kendime böyle bir söz verdiğimi söyleyebilirim. Deneyimimin süzgecinden geçmemiş hiçbir olay hakkında konuşmayacağım, yazmayacağım. Ne zaman ki düşünceler, cümleler gerçekten deneyimlenmiş kaynaklardan çıkıyor yüzeye işte o zaman çok daha fazla dokunuyor kişinin kendisine de, çevresindekilere de. 

Hemhal olmak, şu sıralar en çok sevdiğim kelime. Benliğimle hemhal olmak, yaşamımla, çevremde etrafımı sarıp bana sürekli ayna tutan, benim başka başka suretlerim olup bana binbir öğreti sunan güzel ruhlarla, bedenimle, nefesimle ve elbette evrenle. Tüm bu sarmalın içinde eriyip gitmek, için dışın bir olduğu zamanların içinde büyümek ve genişlemek. 

Hemhal olmak bir de yoganın anlamını da getiriyor aklıma. Sanskritçe’de yog yani bütünleşmek kökünden türemiş olan yoga aslında ayrı ayrıymış gibi algılanan beden, zihin ve ruhun bu bütünlüğe, bu hemhal oluşa ulaşmasına yardımcı olan büyük bir öğreti. Hemhal olmak, bütünleşirken değişime kucak açmak, değişime kucak açarken bütünleşmeye izin vermek. 

Tüm bu değişim ve dönüşümün içinde, hemhal olabilen ve kalabilenlere ithaf ediyorum bu yazıyı. Ve elbette bu hemhal oluş içinde, yumuşayan kalplere, kalpleri yumuşayıp sevginin sonsuzluğuna açılan ruhlara. Selamlar olsun hepinize, iyi ki varsınız, çoğalarak var olmaya devam etmeniz ümidiyle.