Bugün yeni bir şey öğrendim! 

Bugün uzun süredir yaptığım bir şeyin bir isminin olduğunu öğrendim!

Öğrenmek, merak etmek, sormak, dinlemek sanırım insanı çocukluk halinde tutan, heyecanlarını ebedi kılan bir şey. 

Kelime: Abghyanga

Anlamı: Başın tepesinden, ayak parmak ucuna kadar, bedenin tüm parçalarına, yağlarla, kendi kendine masaj yapmak. 

Abhyanga’nın bedende sevilmek kadar kuvvetli bir titreşim yaydığı söyleniyor. İnsanın kendine dokunması, sevgi göstermesi, gerçekten bedeni yumuşatıyor, özellikle de banyo sonrası ve uyku öncesi yapılırsa, tadından yenmiyor doğrusu. Hindistan’dan getirdiğim yağlar ile ben her akşam uyumadan önce abghyanga yapıyorum. Sen de denesene? Kendi kendine iyi geleceğini bilmek ne özgürleştirici. Ellerinin müthiş bir enerji kaynağı olduğunun farkında mısın? Peki ya içindeki sonsuz kaynakların?

Son zamanlarda iç kaynak ve değerlerimi yeniden keşfeder gibiyim. Ben kimim? sorusu ile başlayan serüvenim beni her gün yeni bir bilgiyle buluşturuyor. Bedenim, zihnim ve ruhumun parçalarını her geçen gün daha iyi tanırken, uzun süredir pratik ettiğim bazı şeylerin, öğrenilmişlikten çok uzak olduğunu görüyorum. İçimden gelerek yaptığım şeylerin ise, isimlerinin, faydalarının, şifalarının olduğunu görmek, kozmosa, evrene, bana kendiliğinden yaptırdıklarına hayran bırakıyor. 

Evet yer kürede, gezegenimiz dünyada, bir çok şeyin kaynağının her tarafımda en çok da merkezimde olduğunu hissediyorum. 

Çocukken, babamın ruh hali benim hayatımda çok önemli bir yere sahipti. Babam üzgünse, ben üzgün, babam mutlu ise ben mutlu, babam endişeli ise ben endişeliydim. Aramızdaki kuvvetli bağ, ailede iyileştirici rolünü üstlenmeme sebep oldu. Evet babama iyi gelecek, dolayısıyla bana iyi gelecek bir şey yapmak lazımdı. Derken bir gün, 8 yaşlarımda, babamın eve biraz düşünceli geldiği günlerden birinde başının tepesine oturdum ve başladım saçlarını çekiştirmeye, elimi kafasının üstünde dolandırmaya, omzuna dokunmaya, yüzüne ve göz kapaklarına bastırmaya. Çok iyi hatırlıyorum o cümleyi “ ah ne iyi geldi bilemezsin, tüm kaygılarım yerle bir”. Aslında orada babamın küçük kızından aldığı şey temasla geçen sevgiydi. 

Evet temasın, dokunmanın çok ama çok mucizevi bir yeri oldu hep hayatımda. Bu mucizeyi çok sonraları kendi üzerimde de uygulayabileceğimi anladım. Anladığımdaysa bambaşka bir kapı aralanmıştı artık hayatımda.

Ben bana da iyi gelebilirdim! 

Ah ne ferahlatıcı bir bilgi! Ne kutsal, bana öncelikle “ben”in iyi geleceği bilgisi. İyileşmenin içeride olması, dışarıda aramama gerek kalmaması. Bütün kaynakların kozmos tarafından bana sunulmuş olması, benim onları teker teker keşfetmem aslında bir çeşit, hep orada olan şeyleri hatırlamak gibi. 

Bir çocuk korku nedir bilmez, derisi yumuşacıktır, endişeleri, yarın ne olacak gibi kaygıları yoktur, çünkü o anda sadece oradadır. Büyüme yolculuğu içerisinde bu kadim bilgi unutulur, ve insanın sanırsam hayattaki en büyük çabası o bilgiyi tekrar hatırlamaktır. 

Sevginin kendisi olmak, her zaman her koşulda güvende olduğunu hissetmek, hayata güvenmek, ve yaşamı sevgi kanalından yaşamak. 

İnsanlarla sevgi ile bağ kurmak. Korku ile değil.

Yoga ve reiki pratiklerimin yanınında Abhyanga’yı da yaşıyor olmak, gerçekten insana hepsi burada aç gözlerini oraya, aç kalbini sana iyi gelecek her ne var ise ona dedirtiyor. Lütfen dinle iç sesini, hepsi orda. Yeter ki dürüst ve açık ol, hepsi yanı başında, yeter ki başını çevir.