Geldik yamaların dördüncüsüne. 

BRAHMACHARYA: Tensel zevkleri denetim altına alma ya da enerjinin doğru kanallara yönlendirilmesi; abartıdan kaçınma. 

Aslında kararında ve tadında yaşamak hayatı. 

Abartısız. Saldırmadan. Enerjimizi doğru kanallara yönlendirerek. 

Peki kastım nedir bundan?

Şimdi küçük bir pratik yapalım beraber: Gününün çoğunu neye enerji harcayarak geçiyorsun? Zihninde en çok hangi düşünceler var? Bu düşünceleri dönüştürme gücüne sahip olduğunun farkında mısın? Kötü-iyi ayrımı yapmaksızın içimize düşen her şeyi başka bir şeye dönüştürme gücüne sahibiz. Bunu yaparken enerjimizi nereye odaklamak istediğimiz konusunda bilincimizin açık olması yeterli. Olan bitene edilgen/kurban tavrıyla yaklaşmak yerine, olan biteni olduğu haliyle kabul etmek, yeni bir hale dönüşmesine izin vermek mümkün mü? 

O halde insan ilişkilerimizde, alışveriş tutumlarımızda, tüketimlerimizde neleri acaba gereğinden fazla ya da az yapıyoruz? Bütün bunlara göz atıp, enerjimizi aslında bakılmaya, görülmeye, dokunulmaya ihtiyacı olan noktalarımıza yönlendirebilir miyiz? Hareketlerimizin, davranışlarımızın arkasında gizlenen alt metinleri/mesajları/sembolleri okuyabilir miyiz?

Yoga pratiğimizdeyse, asanaların yani pozların içindeyken, enerjimizi karşılaştırmalara, mükemmelliyetçiliğe, yarışa, zihinden gelip geçen yargılara yönlendirmek yerine, köklerimize, taçlarımıza, hizaya, nefese, bedenin parçalarının bütünlüğüne, yumuşamaya davet edebilir miyiz?

En efor gerektiren poz bile bir anda eforsuz bir hale dönüşebilir mi? Sırf enerjimizi ihtiyacı olan kanallara yönlendirdiğimiz için?

Evet şu çok karmaşık gibi görünen düzenin arkasında aslında muazzam bir akış var. Yeter ki enerji kanallarımızı doğru yerlere akıtalım. Yeter ki önce dürüst olup ihtiyaçları tespit edebilelim. Sinyaller, sirenler, alarmlar çalmadan hassaslık kazanmak mümkün müdür acaba? Sadece bu anda, her şeyin yerli yerinde olduğunu, ne eksik ne fazla olduğunu hatırlayabilir miyiz acaba?

Osho’nun üç sene önce karşıma çıkan bir yazısını hatırlıyorum.

Diyor ki: Karşılaştırma üstünlük ve düşüklük getirir. Karşılaştırmadığımız zaman tüm üstünlükler, düşüklükler yok olur. Sonra siz olursunuz, oradasınızdır o kadar. Küçük bir çalı ya da büyük yüksek bir ağaç, fark etmez, kendinizsinizdir. Size ihtiyaç duyulmaktadır. Bir ot parçasına da en büyük yıldız kadar ihtiyaç duyulur, ot parçası olmadan Tanrı olduğundan eksik kalacaktır. Guguk kuşunun sesine de herhangi bir buda kadar ihtiyaç duyulur. Guguk kuşu yok olursa dünya daha eksik, daha fakir olacaktır. Çevrenize bir bakın. Her şeye ihtiyaç vardır, her şey birbirine uyum sağlar. Bu organik bir birliktir. Kimse alçak kimse yüksek değildir. Kimse üstün kimse düşük değildir. Herkes karşılaştırılamaz bir şekilde tekildir. 

Bu eşsiz tekillik içerisinde, abartı ile neyi çok fazla yapıyorsan, o şey seni daha çok sen yapmayacak. Arkasında hangi açlığı doyurmak istediğine bak. Çok fazla yemek yemek, çok fazla sigara içmek, çok fazla sevişmek, çok fazla kadın, çok fazla erkekle beraber olma dürtüsü, çok fazla uyumak, çok fazla spor yapmak, çok fazla yaptığın ne varsa, unutma onlar seni daha çok sen yapmayacak. Aksine enerjini aslında ihtiyaç duyan kanallarına yönlendirirsen asıl sen o zaman sen olacaksın. Bütün bu aşırılıkların içinden yükselecek öz benliğin. Dürüst olacaksın; eşsizliğin gözlerini kamaştıracak.