15 yaşındayken kitapçıdan aldığım bir yoga ve meditasyon kitabım vardı. Birkaç sabah erkenden uyanıp kitapta yazan her şeyi birebir uygulama telaşına düşüp yorgun da düşmüş kitabı bir rafa kaldırmış hayatıma devam etmiştim. 

aradan 10 yıl geçti. 

hayatımın ilk yoga dersini 2011 yılında ablamın kolumdan çekiştirip “benimle bu derse gelmelisin” dediği bir gün sevgili Zeyneb Uras ile yapmıştım. o gün bedenimde hiç hissetmediğim parçalar konuşagelmişti: ellerimin parmak kökleri, el bileğimin arkası, üstü. büyülenmiştim. 

bu ilk dersin ardından, su içer gibi gitmiştim derslere. onca hisle karşılaşma hali beni benden alırken kendimi her gün matın üstünde buluvermiştim. 

derslere girip çıktıkça bir merak baş göstermişti içimde:

hocalar/ım benim hissettiğim/hissedeceğim duyguları nasıl bilebilirlerdi?

bu bilgi nasıl edinilirdi?

derken bir gün..

çağ rical gürle’nin hocalık eğitimi olduğunu paylaşması üzerine zihnim konuşmaya kalbim çarpmaya başlamıştı bile, beraberinde aklıma gelen ilk soru, ilk direnç:

“ama ben hoca olmak istemiyorum ki, sadece o bilgiye sahip olmak kendi bedenimde olan biteni daha iyi anlamak istiyorum, yine de katılabilir miyim acaba bu eğitime ? ” derken tam ben,  bir ders çıkışı, çağ sanki duymuşçasına gibi çağrımı, “evet katılmalısın, hazırsın bu bilgi için, sonunda ne olacağı değil süreçte neler öğreneceğin önemli olan.” dedi. 

ve böylelikle hayatımda yepyeni bir dönem başlayıverdi. 

yıl artık 2013’tü. 

hocalık eğitimi süre gelip bizler yavaş yavaş kendi içimizde birbirimize ders anlatmaya başlarken sesimi keşfetmiş, hislerimin ifadesinin peşine düşmüşken, asanaların (yoga pozlarının) içindeki kişilerin/arkadaşlarımın hislerine ışık tutabildiğim, onları hislerine yönlendirebildiğim için bir kere daha büyülenmiştim.  

eğitim nefess yogada altı ay sürdü, bu altı ayın sonunda, stüdyoda ilk staj dersimi verdikten sonra ayağım yerden kesilmiş gibiydi adeta, aşık olunca olan kelebeklenme ve yerden kesilme hissi ile uçarak önce bir kalem kağıda hislerimi not ettiğimi sonra yine uçarak eve döndüğümü hatırlıyorum. staj dönemi de altı ay sonra bitti ve artık bireysel dersler vermeye hazırdım. gönüllü olarak bütün dünyaya öğrendiklerimi öğretme arzusu ile yanıp tutuştuğum bir dönem oldu, sonra zaman içinde bilgiyi sadece ona hazır olana verebileceğimi idrak edip saçılmamaya özen gösterdim, hayat da beni hazır olanlarla buluşturmaya. 

ilk öğrencim victoria, istanbul’da yaşayan avustralyalı bir arkadaşımdı. 

stüdyo dışındaki ilk özel dersimin ingilizce olması da ayrıca heyecan vericiydi. 

aynı senenin eylül ayında istanbul modern’de çalışmaya başladım. neredeyse başlar başlamaz müzede çalışan arkadaşlarımın da teşviği ile sekiz ay boyunca müze çalışanlarına ders verdim. bu dönemin ardından müze bahçesinde halka açık farklı iki etkinlikte derslerim oldu, kırk elli kişiye hitab ettiğim gün sanırım bütün gün göklerde gezdim. müthiş bir mutluluktu, göklerin altında, toprağın üstünde buluşmak, buluşabilmek. 

aynı dönemde cihangir’e taşınmam, herkese ve her şeye yakınlaşmam evimi de artık mini bir stüdyoya çevirebileceğime dair bir işaretti.

büyük bir tutku gidip geldiğim, çalıştığım, büyüdüğüm müzede yapılan etkinliklerde verdiğim dersler ve evimdeki grup derslerinin yanı sıra Mart-Ekim 2016 arasında Cihangir Yoga'da staj dersleri verdim. buradaki son dersimde, beni elimden tutup yoga dersine götüren ablam öğrencim, Zeyneb Uras ise gözlemcim olmuştu. Aradan beş yıl geçmiş, biz hepimiz yine aynı stüdyoda buluşmuş bu sefer benim dersimi deneyimlemiştik. 

Şu anda "yoga lala" olarak isimlendirdiğim ev/stüdyomda dersler vermeye, inzivalar düzenlemeye devam ediyorum. 

 

inzivaların detayları için şu linke tıklayabilirsiniz: http://www.rheaworks.com/inzivalar-retreats/