bana benden izinsiz ne olur dokunma

 

bundan beş sene evveldi. bir grup arkadas off pera’ya gitmistik. o zamanlar bol dansli, gec uyumalı bir donemindeydim yasamimin. cok uzun soluklu bir iliskiden yeni cikmistim. kalp param parca. tek ihtiyacim o halden kacmak, henuz yasamimda yoga bu kadar buyuk bir alan kaplamiyor. savasanalar bir zulum. ileri seviye dersler en sevdiklerim cunku durmaya dusunmeye hic yer yok. yin ise en buyuk dusmanim. boyle bir zaman iste. kendimle kalmak hayatimda en zorlandigim sey o zamanlar. dans ediyorum. cilginca. benimle dans etmeye gelen iki tane daha arkadasim var, onlar da benzer bir donemden geciyor. birbirimizi bulmusuz. ben cilginca dans edip, kahkahalarimi ardi arkasina patlatiyorum. kendi sesimi duymamak icin, danslarim hizlanirken, kahkahalarim da her gecen saat yukseliyor.

 

off pera’dayiz.

bir tuvalet molasi.

alt kata iniyorum.

 

tek kisi icin tasarlanmis bir tuvalet.

onunde bekleyen bir adam.

birkac dakika sonra televizyondan, oyunculugundan tanidigim bir yuz oldugunu fark ediyorum.

 

bekliyorum.

sirami.

tuvalet dolu.

 

bir iki dakika sonra,

“ sizi nereden taniyorum?” diye soruyor.

“ daha once tanistigimizi dusunmuyorum.” diyorum.

yine saniyeler geciyor.

“daha fazla dayanamayacagim.” diyerek, elleri ile yuzumu kavriyor, dudaklarima yapisiyor.

var gucumle, itiyorum onu.

“ne yapiyorsunuz?” diye bagiriyorum.

“ cok ozur dilerim, ne yaptigimin farkinda degilim.” diyor.

o esnada tuvalet bosaliyor. kendimi icine kitliyorum. muthis bir ates yukseliyor icimden. buyuk bir ofke, ama gormezden geliyorum. o zamanlar ofkemi gormek, ifade etmek cok cok cok zor meseleler.

bugun hala ofkenin ifadesi uzerine calisiyorum.

aradan bes yil geciyor.

bir hafta once, bu sefer inzivai bir donemimde bu adamla tekrar karsilasiyorum.

mekan bu sefer karakoy lokantasi.

cok sevdigim bir arkadasim ile ogle yemegi yemek uzere oradayim.

lokantaya adim atar atmaz, kosedeki masada adamin oturdugunu fark ediyorum.

ayni anda tum bedenim titremeye basliyor. ellerim zangir zangir, vucut isim yukseliyor.

bes yil onceki an ile ayni histeyim. kendi masamiza oturdugum an aglamaya basliyorum. arkadasim anlam veremiyor. ne oldu bir anda boyle husne diyor.

 

anlatiyorum.

bedenimin hafizasi, durustlugu ve ifadesi karsisinda nutkum tutulmus vaziyette.

 

anlatiyorum tek bir nefeste.

ve sinir ihlaline ugradigim tum anlar canlaniyor beraberinde. agliyorum. bu anlattigim benim için en ama en serti.

ihlal ihlaldir, azi cogu olmaz, unlusu unsuzu olmaz, kabul gorur kabul gormezi olmaz.

 

İHLAL İHLALDİR. 

bana benden izinsiz ne olur dokunmasin kimse.

 

ne olur aramizdaki boslugu gorsun gozleri.

ne olur bilsin beni tanımadıgını.

tanımadıgı insanların alanlarına böyle dalmasın dan diye kimse.

ne olur saygı olsun.

ne olur değer olsun.

ne olur anlam olsun her turlu etkilesimde.

ne olur derinlik, ne olur hassasiyet,

ne olur duygu olsun.

 

ne olur bana benden izinsiz dokunmasın kimse.