Bugün bir ay günü. Menstrüasyon, adet ya da regl olarak adlandırılan bu özel gün aslında ayın hallerinden dolunayın getirdiği mucizeli bir halden başka bir şey değil benim için. Bugün birazcık dolunay, birazcık kadın olmak hal ve hassasiyetleri hakkında düşünürken buldum kendimi. Bu beni getirdi ay ile nasıl tanıştığıma. Çok sevdiğim bir arkadaşım hatırlatmıştı bana pek yakında dişil enerjinin sembolü olan ayın bizim yaşadığımız coğrafyada dede kılığına büründüğünü. Evet çocukken ay dedeydi bu baktığımız ışıltılı şey. Yaşlıca bir yüzünün ve gözlüklerinin olduğu fantazması sarmıştı dört bir yanımızı. Yaşım ilerledikçe ay tutulmaları, dünya güneş ve ayın dansları beni büyüler olmuştu. Bir dönem Tarsus Amerikan’ın kütüphanesinden göklere duyduğum tutku ve heyecan sebebiyle astronomi dergileri çalmış, sayfalarıyla odamın duvarlarını kaplamıştım. Orada gördüğüm ama çıplak gözümle göremediğim nebulaların ya da kometlerin içinde bir yaşam mümkün mü hayal eder dururdum. İşte ergenlik hali, kuralları yıkma, yapılmayacağı yapma adrenaliniyle kütüphanedeki tatlı çalışanlar görmeden çantamın içine atıverirdim dergileri bir heyecan. Sonra bir keresinde babaannemin camdan dışarı bakıp HA HA HA dediğini duydum. (Leyla için babaannemin ismi bu sebeple Haha Nene) Allah dedim babaannem aklını yitirdi, meğersem ayı selamlıyormuş, yeni ayı. Anlattı bana yeni ayda dileklerini sunup kahkaha atacaksın ki ay seni duysun dileklerini yerine getirsin. İçim rahatlamıştı, babaannem aklını yitirmemiş onun yerine bana sihirli bir şey öğretmişti. Gel zaman git zaman, şehirde ve bu yüksek tempoda ay ile bağım oldukça kesilmişti. Tek bildiğim yaşadığım her evde beni takip ettiğiydi. Evim her nerede olursa olsun gelir yatağıma ışığını yansıtır, gecenin bir noktasında da güzel yüzünü göreyim diye beni uyandırırdı. Gözlerim yarı açık yarı kapalı, biraz büyülenmiş bir halde bakar, teşekkür eder sonra tekrar rüyalı uyukularıma dalardım. Şu anda durum hala böyle, Cihangir’in ortasında bir vahadayım. Etrafımda palmiyeler, ıhlamur ağaçları, yüzlerce kuş, bulutlar, güneş ve ay. Daha ne olsun! Küçük vahamda yaşayıp giderken bu günlerde ay ile daha başka bir bağlantıya geçtim. Aslında bir süredir, yaklaşık bir yıldır her dolunayda ay günümü olmaktayım. Deniz ve okyanuslar gibi su toplayan bedenim, yine tıpkı okyanuslar gibi kabaran ruhum bu özel günde kendini rahatlamaya bırakıyor bir süreliğine. Sanki yükseliyor sonra alçalıyorum, dalga gibi nefes gibi bu değişik hallerin arasında gidip geliyorum bu 28 günün içinde. Ve beraberinde bir şeyler topluyor ya da bir şeyler bırakıyorum. Aslında bu tekrar çeviriyor bakışlarımı aya, dişil olan bu kuvvetli varlığa; bedenlerimizi, dünyamızı ve evrenimizi etkileyen bu dişil enerjinin yaratıcılığı da tetiklediğini hissediyorum. Kararlarımı, bırakışlarımı, tutunmalarımı ayın hallerini izleyerek, ona kulak vererek yaşamakla o yokmuş gibi yaşamam arasında büyük farklar olduğunu gözlemleyebiliyorum. Bu sebeple bu akşam dolunay için minik bir seremoni yapmak istiyorum. Dilersen sen de benimle beraber başlayabilirsin birazcık bağlantı içinde olmaya. 

Seremoni şu şekilde:

Öncelikle kendine minik bir altar hazırla, yani senin için değerli olan taşları, çanakları koyduğun mumlarla ışıklandırdığın bir köşen olsun.

Bir kalemin, bir kağıdın ve de bir kabın olsun.

Birkaç dakika meditasyon oturuşunda ayın sana ışık tuttuğunu ve güç verdiğini hatırla, ondan aldığın güç ile hayatında artık sana hizmet etmeyen ne gibi hisler, düşünce ya da davranış kalıpları varsa birer birer aklından geçir. Bunların içinden bırakmaya hazır hissettiklerini seç ve kağıdına yaz. Kağıda tarihi yaz ve imzanı at.

Yazdıklarını yaktığın mumun alevinde ateşe ver ve kabının içine bırak. 

Birkaç dakika ayın ışığını ve varlığını hisset, bıraktıkların sebebiyle oluşan boşluğu havalandırmasını ve sana ışık tutmasını izle. Meditasyonda kal ne kadar süre kalmak istiyorsan. Ve teşekkürlerini sun bu büyük yaratıcı dişil enerjiye ve sana verdiği kuvvete. 

Ben bu akşam seremonideyim, deneyimlerini paylaşmak isteyenleri dinlemeyi çok isterim. 

Dişil enerjiden korkulmayan, aksine kutlandığı zamanlara kadehimi kaldırıyorum. Dış koşullar bunu desteklemese de hepimizin içinde kocaman bir alan var unutmamak lazım diyerek size de güzel dolunaylar, bırakışlar ve dolayısıyla yeni başlangıçlar diliyorum. 

Sevgi ve ışıkla kalın, 

Hüsne