Aile: bu dünyaya gelmeden seçtiğin, içine doğduğun, sevdiğin, sevildiğin, büyüdüğün, öğrendiğin yer. Bu hayatta nasıl bir tecrübe yaşamak için tekamül etmişse ruhun, tam ihtiyacın olan tecrübeyi sana sunmak icin seçilmiş olan kutsal yer. Benliğinin yapı taslarının kurulduğu, dünyaya baktığın gözlüklerin oluştuğu, tecrübelerin çeşitlendiği özel mi özel yer. Evet 30 dönümünde bu yer bambaşka bir yere sahip. Her geçen sene anlam ve önemi artarken aile dediğim kutsal düzenin, daha da bir teslimiyet daha da bir şükran duygusu içimi kaplamakta. Keşifler var bir de her yeni yaşla gelen; bu yaşınkiler şöyle olmakta: insanın sınırlarını da keşfettiği bir yer olarak aile: en azından benim için öyle. Sınırsız yani bariyersiz benliğime bir takım sınırlar koymamın da sağlıklı olacağını öğreten bir yer oluverince aile, tüm iliski, tüm iletişim değişiveriyor. Herkes olması gereken yere yerleşince, ben çocuk oldum, onlar büyüklerim. Bir ebeveynmiş gibi taşıdığım büyük sorumluluklarımı yerli yerine teslim ettiğimde anca, cocuk olabildiğimi fark ettim.

Çocuğum, ama sadece anne babam için, bir yetişkinim yoksa tüm öğrendiklerim ve öğreneceklerimin ışığında. Ve tabi aile olmak bütün bu kutsal düzenin içinde kişinin yerini bilmesi ile de ilişkili. Herkes yerli yerine yerlesince geriye sadece keyif ve karşılıklı teslimiyet kalıyor. Son zamanlarda en büyük his bu. Her yerden akan en büyük öğreti teslimiyet şu sıralar. Olduğun yere teslim olmak : kucaklamak ve kucaklanmak. Benim için ailemle vakit geçirmek böyle bir hale dönüşürken, onlar için de özlem artmakta. Birlikte geçirilen zamanlar kısaldıkça ve kısıtlı oldukça bir o kadar kıymetli oluyor. İçimi yumuşacık sıcacık bir sevgi sarıyor. Bayramlar iyi ki var dedirtiyor. Çünkü o sırada herkes sevdikleri ile buluşuyor, sarılıyor. O sarılma hali nerede olursam olayım etrafımı kaplıyor. Her yerden akan müthiş bir sıcaklık duygusu. Çevremde yaşanan hazin durumlar sebebiyle, hüzünle dolmuş, korkmuş, ürkmüş hallerimin yerini bu sevgi ve sıcaklığın kaplamış olması çok güzel. 

Evet yaşam tüm halleriyle beni büyütürken, yetişkin ben cocuk ben'e sarılıyor. Annem ve babamın hayatta olduğu her gün bugüne kadar bu sevgi ile sarmalandım, yetişkinlikle çocukluk arasında kaldığım yerlerde oldukça zorlandım, sınırlarımı belirlemede, neyi ne kadar paylaşmam gerektiğini tespit etmekte, ama bugun gerçekten bu bölümün sona erdiğini hissediyorum. Bir yetişkin olmayı kutluyorum. Anne ve babamın her zaman çocuğu olacağımı bilmek ( bedenleri bu yasamı terk ettiklerinde dahi )  içimi ısıtırken, yetişkin benliğimin içine yerleştiğim tüm bu günler için şükran duyuyorum. 30 yaş sihirli bir halının üstünde uçmak gibi oldu bu güne kadar. Her şeyin, tüm parçaların bütüne işaret ettiği, bütünün güzelliğinin içindeki nahoş anların dahi kabul gördüğü, her tecrübenin öğretisini almak için kulakların ve gözlerin dört açıldığı, yaşamın, ailenin, benliğin kucaklandığı büyülü zamanlar.

Bir kesif dönemi sona gelir, taşlar yerine otururken, yeni bir etabın, dönemin eşiğinde olduğumu hissedebiliyorum. 

Bu halin içinden doğan bu yeni ben'e heyecanla, sevgiyle ve hassasiyetle sarılıyorum. 

Ve teşekkür ediyorum. Ruhumun seçtiği bu güzel ailenin varlığı için şükran doluyum. Varlıkları arkamdayken aldığım tüm güçle yaşamın bana getirdiklerini ve getireceklerini kucaklıyorum.